anti-hipertansif
Anti-hipertansif İlaç Tedavisinin Kardiyovasküler Hastalık Riskini Azaltmadaki Önemi
Mayıs 8, 2021

Spontan Koroner Arter Diseksiyonu

banner

Spontan koroner arter diseksiyonu, nadir görülmesine rağmen ciddi sonuçları olabilecek bir patolojidir. Genç ve risk faktörü taşımayan kişilerde görülen ve aterosklerotik olmayan miyokard enfarktüslerinin önemli bir kısmının nedeninin spontan koroner arter diseksiyonu olduğu söylenebilir.

Arterler (atardamarlar) katmanlı bir yapıya sahiptir. Kabaca duvar dediğimiz bu katmanlar çeşitli nedenlere bağlı olarak birbirinden ayrılabilir ve bu ayrım bölgesinde yırtık (diseksiyon) oluşabilir. Kalbin üzerinde bulunan bir arterin, aterosklerotik nedenlere bağlı olmaksızın, iç yüzeyindeki duvarın ayrılıp, burada yırtık oluşması spontan koroner arter diseksiyonu olarak adlandırılır.

Koroner arterin içinden akan kan, bu oluşan yırtığın açtığı kanala dolmaya başlar ve burada bir hematom oluşmasına neden olur. Buna bağlı olarak, koroner arter içinde bir daralma ya da tıkanma oluşabilir. Böyle bir durum geliştiğinde, kalbin, bu atardamar tarafından beslenen bölgesine kan akışı azalabilir ya da tamamen engellenebilir. Bu durum, kalpte aritmilere, kalp krizine ya da ani ölüme neden olabilir.

Spontan koroner arter diseksiyonlarında, hızlı teşhis ve tedavi hayat kurtarıcıdır. Görülen belirtiler, diseksiyonun oluştuğu bölgeye, genişliğine ve gelişme hızına bağlı olarak değişebilir. Bazı vakalarda hiçbir belirti görülmeyeceği gibi çoğu vakada sık görülen belirtiler şunlardır :

  • Göğüs ağrısı,
  • Hızlı kalp atışı ya da çarpıntı hissi,
  • Boyun, çene, omuz ve kollarda ağrı,
  • Nefes darlığı ve terleme,
  • Normalden farklı aşırı yorgunluk hissi,
  • Mide bulantısı,
  • Baş dönmesi

Örnek Vaka

Resimdeki anjiyo görüntüsünde işaretli bölgede, sağ ana koroner arterde bir spontan arter disseksiyonu görülmektedir. 78 yaşında, kadın hastamız sırta vuran, şiddetli ense ağrısıyla başvurdu. Hipertansiyon dışında ateroskleroz risk faktörü yoktu.

Troponin pozitifti. Non-STEMI tanısıyla yatışını yaptığımız hastanın anjiyo işlemini gerçekleştirdik ve spontan koroner arter diseksiyonu tanısını koyduk. Hastaya uygun medikal tedavi düzenlendi.

Spontan koroner arter diseksiyonlarının gerçek görülme sıklığı, gözden kaçan teşhisler nedeniyle belirsizliğini korumakla birlikte, günümüzde gelişen teknolojinin ve artan farkındalığın yardımıyla, vakaların birçoğu tanı almaktadır. Tüm akut koroner sendrom vakaları içinde, spontan koroner arter diseksiyonu oranı % 1 ve altındadır. Hem kadın hem erkeklerde görülebilmesine rağmen, kadınlarda görülme oranı daha yüksektir.

Spontan koroner arter diseksiyonunun nedenleri konusunda bazı teoriler olmakla birlikte, henüz tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Vakalar incelendiğinde, bazı risk faktörlerinin öne çıktığı görülmektedir.

Bu risk faktörleri;

  • Cinsiyet ( kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmektedir ),
  • Gebeliğin geç dönemi ve doğum sonrası erken dönem,
  • Sistemik inflamatuar hastalıklar ( fibromüsküler displazi, lupus, poliarteritis nodosa gibi hastalıkların varlığı ),
  • Kalıtsal bağ dokusu hastalıkları ( Marfan Sendromu, Ehlers-Danlors Sendromu gibi ),
  • Madde kullanımı

Spontan koroner arter diseksiyonu tanısında birincil yöntem koroner anjiyografidir. Hızlı bir şekilde tanı konması, tedavi yönetimi açısından oldukça önemlidir. Tedavi seçenekleri arasında medikal tedavi, perkütan girişim ya da cerrahi tedavi olabilir. Tedavi yönteminin seçimine, diseksiyonun yerleşim yeri ve uzunluğu, eşlik eden koroner hastalığın olup olmadığı ve hastanın klinik durumuna göre karar verilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir